egedesonses.com
Reklam

Sabetaycılık ve Siyonizm 3

Sabetaycılık ve Siyonizm 3
15 Haziran 2017 - 10:24 'de eklendi ve 204 kez görüntülendi.
Reklam

 

Pazartesi günü yazdığım makaleye kaldığımız yerden devam edelim.

 

Turkiye’de Londra ve Berlin solculuğu diye tabir ettiğim solculuğun temeli de gecen yazımda bahsettiğim askenazi ve safarat yahudiliği ayrımı ve de hristiyan siyonizmi ve yahudi siyonizmi ayrımına göre şekilleniyor. ( Pazartesi tarihli yazıyı okumalısınız) Atlantikçi kapanilein, dolayısı ile Newyork’un desteklediği ve Berlin ve Israil güdümündeki solculuk, Leninizm, Troçkizm ve sosyal demokrasi çizgisi içinde ve avrupaya yakındır zira aşkenaz etkisindedir. Ingiltere kraliyetinin ve Londra’nin desteklediği solculuk, maoist çizgidedir ve çine yakındır. Avrasyacılık bu çizginin uzerinden şekilleniyor. Atatürkçü cagdaslik adı altında sunulan ama Mustafa Kemal’in kemalizmi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan duruşun arkasında ise hristiyan siyonistleri olan evangelistler var ve Karakaşiler bu gruplarla da ilişkilidir.

 

Aynı şekilde muhafazakarlık da bu akımların etkisindedir. Karayim, Kırımçak, Polonya, ve kapani ve biraz da yakubi yahudi dönmelerinin etkisinde olan islami tarikatler daha çok amerikan ve alman çizgisine yakındırlar. Karakaşi sabatayistlerinin ve Frankistlerin yani yahudilikten hıristiyanlığa dönmüş olanların, ki bunlar evanjelik siyonizmin mesihcileridir, çizgisindeki tarikatler de arap emevi eş’ari sünniliği rengindedirler. Türkçülük etnik milliyetçi çizgisi de yüzyılın başında fransız çizgisi paralelinde oluşturulmuştur. Anadolu türkmen geleneğinden bağımsızdır.

 

Yani diyeceğim şu ki, konular ve gruplar genelleme yapılamayacak kadar grifttir ve milli tarih politikaları bu gerçekleri örtmek üzere kurgulanmıştır. Dolayısı ile milli kavrami, millet kavramı, türk ve islam kavramları, bugüne kadar öğretilenin aksine çok daha büyük bir kompozisyona tekabül eder. Bu bakışla kim hain kim kahraman gibi gereksiz ve yanıltıcı soruları sormaktan vaz geçilmelidir.

 

Yine şunu belirtmeliyim ki, yukarıda ayrı kamplarda olduklarından bahsettiğim grupların çoğu yerde birlikte hareket ettikleri, zaman ve konjonktür gereği ortaklaştiklari da gözleniyor. Zira iktidar, aynı zamanda rakiplerinle ortak olmayı da gerektiriyor.

 

Rothschild aşkenazi yahudisidir. Rockefeller ise safarat kökenli hristiyandir. Yeni dünya düzeni ve Siyonizm başlıkları altında çoğu kez birlikte hareket etmişlerse de, Britanya ve Amerika mücadelesinde ayrıstıkları görülüyor. Zira birisi siyonist aşkenaz yahudisi olarak ama klasik yahudi talmudik çizgiden çok başka renkte bir dunya ideolojisine sahipken, diğeri de safarat hristiyan dönme marrano olarak önce protestanlık sonra da protestanlığın içinden yükselen evanjelik siyonist dünya ideolijisine sahiptir. Öyle ki, Hitler’i finanse eden beyaz protestanlar daha cok yidiş aşkenaz yahudilerini, Stalin ile birlikte yok ederlerken hem Hitler’i hem Stalin’i, cumhuriyetçi amerikan evangelistleri ve Rockefeller desteklemişti. Hitler’in doğu avrupayı ve hazar petrollerini kontrol etmesini isteyen, Rockefellerin amerikan petrol hanedanlığıdır. Çarlık döneminin sonunu getiren aşkenaz sermayesi destekli Rusya devriminin Lenin ve Troçki liderliğindeki parlamentosu, bolşevizm adı altında özel sermaye ve özel mülkiyet hakkını bazı elit burjuvaya vermişti. Ideolojinin tam aksi bir durumdur bu. Yani çarlık elitlerini deviren yahudi sermaye elitleri yeni bir formatta gücü yeni sermaye elitlerinde topluyordu. Ve bunu New-york finanse etmişti. Stalin’in antisemitizmini de Hitler’in antisemitizmini destekleyen kanal evanjelik siyonist Washingtondur. Bu şekilde cepheleşmiş gibi görünen ama bir sekilde pazarlıklarla yine birlikte yürüyen bu gruplar hep son noktada anlaşmanın bir yolunu buluyorlar. Zira ortak hedeflerinde Roma katolik kilisesi ve hanedanların hegemonyası yatıyor. Bu nedenle en büyük üç imparatorluğu yani , avusturya germen, rus ve osmanlı imparatorluğunu ortaklaşa yıkmışlardır. Ingiltere imparatoriçesiyle anlaşarak. Ayrıca da nihayetteki niteliği farklı da olsa Israil ve arz-ı mevud devleti konusunda da ortaktırlar. Egemenlik kapışması vardır aralarında sadece. Bir de mesihin kimliği konusu ölümcül farktır.

 

Türkiye’ye dönersek yine bu ayrışma nedeniyle Karakaşiler Ismet Inönü etrafında toplanmış olarak Hitler faşizmini desteklemişlerdir. Mustafa Kemal etrafında toplanmış Kapaniler ise savaşın başlama ihtimali belirdiği zamanlarda daha Mustafa Kemal ölmemişken bu konuya dair karşıcı duruşunu Mustafa Kemal’in ölümünden sonra da sürdürmüş ve Turkiye’ nin 2.dunya savaşına Almanya yanında girmesine engel olmuşlardır. Hitlerin yenilgisinin kesinleştiği son dönemde, kazanan tarafa göz kırpmak niyetiyle Almanya’ya savaş ilan edilmiş olması da buna dairdir.

 

1924’ten 1938’e kadar Türkiye Kapanilerin kontrolündedir. Ama Mustafa Kemal’in bu iki kutup arasında denge kurucu kontrol politikası sayesinde her ikisine de teslim olmaz ve bu güçleri ülkenin sanayi askeri ve eğitim seferberliğine kanalize eder. Ancak 1938’den 1950’ye kadar bu kez Karakaşiler Inönü eliyle kontrolü elde etmişlerdir. Kapanilirden olan Menderes’in Demokrat Parti iktidarı ile 1960 darbesi ve onun idamı arasında kapanilerin kontrolü vardır. Ancak Inönü, Mustafa Kemal’in iki grup arasındaki denge politikası ve pragmatik faydacı yaklaşımının aksine karakaşi grubunun bakış açısını büyük bir ihtirasta desteklediğinden hem Kapaniler hem de karakaşiler , Türkiye Cumhuriyeti devletinin bağımsızlaşma çabasını durdurarak sadece egemenlik mücadelesine girmişler ve dışarıdaki müttefiklerinin gücüne yaslanarak onların projelerine hizmet etmişlerdir. Bu dönem de Türkiye Atlantik projesine bağlanmıştır. Atlantikçi New-york’u dengelemek üzere Stalin çizgisinin avrasyacı emperyalizmine yaslanan Karakaşiler, bu tercihlerini yaparken Stalin’in Britanya’nin ortadoğudaki egemenliğini kırmak için canla başla savunduğu Israil devlet’inin kurulması fikrini de görüyorlardı. Aynı zamanda yahudi katliamı yapan, antisemit Stalin’in Birleşmiş milletlerde Israil’in kurulmasını ilk destekleyen ve devleti ilk tanıyan kişi olması da politikanın kanlı ve sahte çıkarcı yüzünün ispatıdır. Yine aynı ikiyüzlü iğrenç durum, kendi halkı olan aşkenazi yahudilerini katleden bu hristiyan siyonizmi ile derhal ortak olan ve Israi’in kuruluşunu finanse ederek bütün cumhurbaşkanlarının aşkenaz olmasini saglayan ve bu şekilde kurulan yeni devlete egemen olmaya çalışan Rothschild politikasında da görülür.

 

Turkiye siyasi sahnesindeki Demokrat parti, Adalet partisi, Anap ve Akp çizgisi aslında amerikan çizgisindeki Kapanilerin etkili olduğu partilerdir. Demirel, bu güçler arasında denge kurabilmeye çalışmıştır. Bu sayede avrasyacılık ve atlantikcilik arasindaki mücadeleden faydalanabilmiş ve bazı kalkınma sanayi hamlelerini yapabilmiştir. Ama hangi gruptan olursa olsun, Turkiye’nin daha bağımsız bir çizgi izlemesi arzusundaki liderler hem amerika hem ingiltere tarafından tehdit olarak görüldüğünden Turkiye’deki kendilerine bağlı olan bürokrat, asker, ve sermaye vesayet odakları eliyle ve kontrollerinde olan medya yoluyla ya bu kişilerin siyasi kariyerleri sarsılmış, ya darbelerle iktidar yeniden tasarlanmış ya da bu liderler öldürülmüştür.

 

1806’dan beri Roma katolik kilisesi ile ( cizvitler) birlikte hareket eden hristiyan medihçi siyonizm yani evanjelist protestanlar, yeni dünya duzenine uygun yeni bir din olusturma gayretiyle islamin protestanlastirilmasina karar vermiş ve 20.yylin ikinci yarısından sonra gem karakaşilerin hem de kapanilerin desteğiyle kurgulanan Fettullah Gülen hareketini devlet icerisine yerleştirmişti. Fetullahçı islamcılar bazen yahudi siyonizminin bazen de evangelist hristiyan siyonizminin yönlendirmesiyle hareket ediyordu. Akp’ nin ilk döneminde bu partiyi olusturan koalisyon güçleri sorunsuz bir sekilde ortak çalışıyorlardı.

 

Bir de Turkiye’de milli görüşçü bir cizgo vardır. Bu cizgi temelde siyonizmin tüm formlarına karşı oluşuyla hem Kapanilere, hem nurculara, hem de fettullahcilara karsidir. Kapitalist olmayan bir ureti m modeli önerisi vardır. Ama devleti yaşatma anlamıyla, zaman zaman bu ekollerle koalisyon yapabilecek öngörüye sahip olsa da özellikle Israil devlet siyonizmini savunan Karakaşilerde taban tabana zittirlar.

 

Milli Türk devlet kimliği ve aklı, aslında, musluman kültürle türk kimliği altında bir arada yaşamayı arzulayarak , Türk devletini gorece bağımsız kılmaya çalışan başta Kapaniler, türkler, türkmenler ve etki altında olmayan müslümanlardan oluşur. Ve bu kesimler kendisine desteği, New-york amerikasinin patronlari aşkenaz hazar türklerinden ve akrabaları gürcü dönmeleri, karayim donmeleri, Kirimçak ve polonya dönmelerinden bulurlar.

 

Yani CHP çizgisi , 1938’den itibaren karakaşilerin ve ingiliz emperyal destegöndeki Israil siyonistlerinin, DP çizgisi ise Kapanilerin ve amerikanın emperyal desteğindeki Osmanlı Siyon çizgisini yani yeni osmanlıcılığı temsil ederler.

 

Bu ikisi ama çizgilerdir. Erbakan’in temsil ettiği yol ise anti emperyalist ve antisiyonist islamci çizgidir ve Ga. Muhammed döneminin toplumcu devlet yönetimi olan adil düzen ekonomi politiğini temsil eder.

 

Milliyetçi türkçü çizgi, osmanlının son döneminde ve cumhuriyetin ilk döneminde fransız alliance israil hareketinin etkisiyle şekillenmeye başlamış olsa da Mustafa Kemal’in türk odaklarını kapatmasıyla siyonizmin ırkçı çizgisinden sıyrılmayı gorece olarak başarabilmiştir. Bu tip bir türkçülüğün anadolu türkmen geleneğiyle hicbir ilgisi yoktur.

 

Herşeyin bu iki güç tarafından belirlendiğini söylemek çok doğru olmayabilir zira anadolu ahiliği ve horosan islam geleneği ve türkmen çizgisinin halk içindeki ağırlığı fazladır. Ancak daha önceki makalelerde de belirttiğim gibi bu gelenekler 16.yy’da devlet iktidarından dışlanmışlardır.

 

Devam etmek üzere.. …..

 

Etiketler :
ReklamReklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER